AKDAV Öğretmenler Komisyonu tarafından Geleceğin Toplumun İnşası konulu Eğitim ve Eğitimci Çalıştayı düzenlendi.

Çalıştayın açılışı Mahmut ŞİMŞAT Hoca’nın Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı
AKDAV Öğretmenler Komisyonu başkanı İshak KANMAZ selamlama konuşması yaptı. İshak Kanmaz konuşmasında;
“Çağımıza ses olmak bizim görevimizdir. Halife olduğumuz bu toplumu düzeltmek için çaba göstermemiz gerekmektedir. İhlassız kuru bir ibadet bizi çürütür. Allah’ın yarattığı cinsiyet fıtratının değiştirilmesi normalleştirilmeye başlanmıştır. Modernizm insan heva ve heveslerini merkeze alan bir iklim oluşturmuştur. Yapay zekâ ise bunun gerçek-sahte ikiliğinden yola çıkarak insanlığı sahteyi gerçeklikten ayırt edemez hale getirmektedir. Biz ise İslam’ın ve Allah’ın bize koyduğu emir ve yasaklar doğrultusunda bu hayatı yeniden reforme ve tanzim etmeliyiz.” dedi.


AKDAV İcra Kurulu Başkanı Şahmerdan TUNÇ selamlama konuşmasında;
“Geleceğimizi şekillendiren çocuklarımızın eğitimi-değişimi-dönüşümü bizler yani öğretmenlerin elindedir. Bizler değişimi kendimizden başlayarak çocuklara aşılayacağız.” dedi.

Eğitim ve Nesil Emniyeti konulu sunum İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hocalarından Prof. Dr. Mustafa TEKİN tarafından yapıldı. Mustafa Tekin şu hususlara dikkat çekti:
“Eğitim nedir? sorusu ile başladı. Küresel olan şeyler aslında evrensel olan şeyler değildir.
Küresel eğitim politikalarında asıl amaç tüketici nesiller yetiştirmek üzerine kuruludur. Bilgiyi dahi tüketmek üzerine kuruludur.
Bizim kültürümüzde ise tüketim kötü bir alışkanlıktır.
İslami bir bakış açısı ile eğitim politikası belirlemeliyiz.
Bizim zamanımızda çevremiz; mahallemiz kadardı, yürüyerek gidebildiğimiz yer kadardı. Şimdi artık günümüzde çocukların, gençlerin çevresi ekranda görebildikleri yerler kadar genişliyor.
Öğretmen ile internet yahut kitap arasındaki temel fark öğretmenin öğrenciye bakış açısı kazandırmasıdır. O yüzden eğitimdeki temel bakış açımız İslami hassasiyet taşımasıdır.
“Ekini ve nesli bozarlar…” ayeti benim çok ilgimi çekmektedir. Ardından “Eğer yeryüzünde birden fazla ilahlar olsaydı yeryüzünde fesat çıkardı.” Ayeti çok ilgimi çekmektedir. Bu ayetlerden yola çıkarak benim anladığım kadarıyla “Tevhid”i bir bakış açısı geliştirmeliyiz.
Allah’ı merkezden çıkararak insanı yahut eşyayı veya da Allah dışındaki herhangi bir şeyi merkeze alında bütün kaos, tutarsızlıklar ve dengesizlikler buradan çıkmaktadır.
İnsanın merkeze alındığı çağımızda hazlar yükseltiliyor. Haz alınan tat alınan şeyler gerçek-var gibi gösteriliyor.
Nesil emniyeti açısından aile kurumu kadar nesli emniyetli hale getiren bir kurum yoktur.
Sosyal erginlik yaşı yukarılara doğru çıkarken, cinsi olgunluk yaşları daha aşağılara düştü. Bu durumda sağlıksız bir cinsellik oluşmaması için aile içerisinde bu durum öncelikle yönetilmelidir.
Bir çocuğun bütün sorumluluğu aileye yüklenmiş durumdadır. Çünkü komşunun toplumun ve komşunun eğiticiliği bitmiş durumdadır.
Gençler evdeki hazzını, rahatını bırakıp, birinin ve bir evin sorumluluğunu almak istemiyor.
Boşanma sayıları son dönemde oldukça artmış durumda.
Toplumun cinsiyetsizleştirilmesi normalleştirilmeye çalışılıyor. Kadınlar erkekleştirilirken, erkekler kadınlaştırılmaktadır.
İnsanın doğasında kadın-erkek arasında cezbedicilik vardır. Diğer yönelimler doğal değildir.
Kültürel anlamda kült cinsiyet rollerinin değiştirilip yeniden tanımlanarak kültürel olarak cinsiyetsiz bir toplum inşa ediliyor.
Yapay zeka ve gelişen teknoloji ile insan iradesini makinaya tercih edecek gibi görünmektedir.
Sosyal medya tarafından kadınlardan kocalarına dair beklentiler oluşturuluyor. Erkeklere ise karılarından beklentiler oluşturuluyor. Bu konuda mümin bunun bilincinde ve farkında olmazsa çatırdamalar buradan başlıyor.
Evlilik ve aile kurmaya dair olan görüşlerimiz değişti. Gençler hazza düşkün ve tek yaşamaya başladılar.”

Geleceğin Toplumunu İnşa Etmek Değerler Eğitiminin Temel Taşları Öğretmenin İnisiyatifi konulu panelin moderatörlüğünü Bayram AKÇAY, konuşmacı ise Naime AKÇAY oldu. Akçay konuşmasında şu konulara değindi:
“Konu Başlıkları
-Değer
-Değerler Eğitimi
-Değerler Eğitiminin Temel Taşları
-Öğretmenin İnisiyatifi
Değerler eğitiminde öğretmenin rolü gittikçe pasif hale getirildi. Lakin yine de rol model olarak öğretmen benimsenmelidir.
Öğretmen sınıfında özerktir. Bu doğrultuda öğrencileri ile geziler düzenler, kurslar açar ve satır aralarından değerler eğitimi verilebilir. Seminerler verilebilir. İnsan ilişkileri bağlamında her bulunduğu yerde güçlü bağlar oluşturmalıyız. Kitap kritikleri yapabiliriz. Film ve tiyatro günleri yapabiliriz. Sergiler yaptırabiliriz.
Öğretmenin rol modelliğinde duygu, değer ve davranış çok önemlidir.”

Panelin diğer konusu olan Değerler Eğitimi ve Öğretmenin Rol Model Stratejilerini Tülay GÜÇLÜ sundu. Güçlü konuşmasında;
“Peygamberimizi kendimize model alarak yaşamalı, öğrencilerimize rol model olmalıyız.
Rol model öğretmen;
Öncelikle alanına geniş manada hâkim olmalıdır. Öğretmen daha sonra yaptığı işi çeşitlendirmelidir.
Öğrencilerinin eleştirel düşünebilen sorulara teşvik etmelidir. Eleştirel düşünme yetenekleri geliştirilmelidir.
Empati yapabilmesi gerekmektedir. Duygusal ihtiyaçlarını gidermek, ismi ile hitap etmek ve güvenilir bir ilişki kurmalıdır.
Geleneksel yöntemlere bağlı kalmadan, inovatif yöntemleri benimsemelidirler. Projelerle öğrenciyi sürece dahil etmelidir.
Kendi özgüvenleri yüksek öğretmenlerdir. Kendilerini sürekli geliştirirler.” dedi.

Sempozyum öğle yemeği ve namaz arasından sonra 2. panel ile devam etti. 2. panelin moderatörlüğünü Mesut BEBEK yaptı.
Gelecek Toplumunun Maneviyat Arayışı konulu sunumu Psikolog- Yazar Esan GÜL yaptı. Esan Gül konuşmasında;
“Gelecek yüzyılını Türkiye yüzyılı olarak değil de anksiyete yüzyılı olarak görüyorum. Pandemi dönemi bu süreci artırarak hızlandırdı.
Umutsuzluk ve maneviyat arayışında da problemler oluşmaya başladı.
Günümüzde insanları rahatlatma konusunda artık din ve psikoloji atbaşı yarışmaktadırlar.
Gelecek yüzyılda insanlar manevi ihtiyaçlarını terapi, Şamanizm ve tarikat gibi içsel yolculukla sağlayacaktır.
Anksiyete çağına karşı bizim bir perspektif geliştirmemiz gerekmektedir.
Modernizm bütün bağlarımızı kesti. Ama biz Allah ve peygamberle olan ilişkimizi asla kopartmayacağız.
Her insanın bir anlam dünyası var. İnsanlar o dünyayı inandıklarıyla doldurur. İnsanlar değer ihtiyacını karşılayanlar ile de anlam dünyalarını doldurur.” dedi.

Geleceğin Toplumunun İnşaasında Okul Müdürlerinin Rolü konulu sunumu yazar Rüstem BUDAK yaptı. Rüstem Budak Konuşmasında;
“Bir okul müdürü kendi zihniyle, fikriyle ve şekliyle mührünü vurur.
Okul yönetimi ilke ilgili çalışmalar öğretmenle yapılan çalışmalardan son derece azdır. Bu çalışmaların az olması sistemindeki kilitlenmelerin neler olduğunu açıklamadı.
Öğretmenin gittiği yola yön veren en büyük aktör okul müdürleridir.
Bizim yönetim kültürümüzde eleştiri kültürü yok denecek durumdadır. Onların da kendilerini geliştirebilmeleri için bu eleştirilerin olması gerekmektedir.” dedi.

Programın kapanış konuşmasını yazar Ramazan KAYAN Hoca yaptı. Ramazan Kayan Hoca konuşmasında;
“Alın yazısı ve alın terini birlikte düşünmek istiyorum. Bir neslin alın yazısında siz kıymetli öğretmenlerimizin alın teri var.
Bütün yaptıklarımızın bereketli olmasının sebebi ihlasımız, uhuvvetimiz ve samimiyetimizden kaynaklanmaktadır.
Ben düşünüyorum ki biz gençlere verdiğimiz emekle kendi hesaplarımızı kolaylaştıracağız.
İşin ucunda Allah’ın rızası ve ahiret olmazsa her işimiz zor olur.
Müslüman öğretmen diğer öğretmenlerden farklı olmalıdır. Hatta bu derdi, bu dert ile dertlenmeyenlere de paylaşması gerekiyor.
Toplumun dönüşümünde aktif bir özne olmazsak 40 yıl daha yapılanları izlemeye devam ederiz. Elimize geçmiş fırsatı çok iyi kullanmalıyız.
Allah’ın gaybi yardımı bizimle olmadıkça biz asla muvaffak olamayız. Bizim şu an elimizde malumat var lakin marifet yok. Elimizdeki malumatın ve imkanların hakkını vermemiz marifetlerimizi ortaya çıkarmamız gerekiyor.
Merkez noktamız Rabbimiz olmalıdır. Eğitimimizin merkezinde Rab olmalı. Rab kelimesinin kelime anlamından yola çıkarak eğitime ve öğretmene yüklenen misyonu yeniden düşünmemiz gerekmektedir.
Evliliklerimizde, aile kurmaktaki asıl amacımız ve gayemiz cennet olmalı, ebedi mutluluk olmalıdır. Küçük hesaplar aile kurumuna zarar vermektedir.”
Program toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.
Programda konuşma özetlerini yazan Ali Göksal Hocamıza teşekkür ederiz.