28 ŞUBAT: KARANLIKTAN AYDINLIĞA BİR HAFIZA BORCU

Kıymetli Yol Arkadaşlarım, Aziz Milletim;

28 Şubat, sadece takvim yaprağının üzerinde Şubat ayının son gününü gösteren bir tarih değildir. 28 Şubat bir devrin, bu milletin ruhuna vurulmak istenen prangaların ve tarihin utanç sayfalarına kazınan “Bin Yıl Sürecek” denilen o karanlık apoletli kibri bize hatırlatan bir gündür.

28 Şubat, bu ülkede sadece seçilmiş bir hükümete karşı gerçekleştirilen siyasi bir darbe değil, bu toprakların mayasına, inancına, üniversite kapılarında gözyaşı döken genç kızlarımızın onuruna ve milletin bizzat kendisine karşı girişilmiş topyekûn bir hafıza suikastıydı.

28 Şubat, bu ülkede “ALLAH” demenin suç sayılacağı bir ülke özlemi çekenlerin uygulamaya koymak istedikleri bir diktatörlük kalkışmasıydı.

28 Şubat, Müslüman anne-babaların çocuklarına İslami bir eğitim almalarının önüne engel olmak için çıkardıkları katsayı garabeti ve sekiz yıllık kesintisiz eğitim ile ülke eğitim sistemini çökerten bir dönemdi.

28 Şubat, adeta puta tapanların acıktıklarında putlarını yedikleri bir dönemdi. Kendilerinin yazdıkları anayasada yer almasına rağmen, düşünce özgürlüğü ve inanç özgürlüğünün Müslümanlar söz konusu olunca rafa kaldırıldığı bir dönemdi.

28 Şubat, milletin oylarıyla seçilen başörtülü bir milletvekilinin milletin iradesini temsil ettiği söylenen meclise girememesinin ve ona oy verenlerin iradelerinin hiçbir önemi olmadığının deklare edildiği bir dönemdi.

28 Şubat fikren mücadele edemedikleri Allah’ın dinine karşı, inanan insanlar üzerinde kurguladıkları senaryolarla oluşturdukları algı operasyonlarıyla hatırlayacağımız bir dönemdir.

28 Şubat, İslami çalışmalarda bulunan kesimler için de bir samimiyet sınavıydı. Nasıl ki insanlar mal, evlat, makam ve mevki ile imtihan ediliyorsa, 28 Şubat’ta İslami Hareketlerin imtihanıdır. Çalışmaların sadece rahat ortamlarda olmadığını, zor zamanlarda da çalışabilmenin gerektiğini bize hatırlattı.

Kısacası 28 Şubat bu ülkede Allah’ın ayetlerini ve halkın iradesini hiçe sayan bir zihniyetin İslami kimliği temsil eden her değere savaş açan bir dönemdi.

 

28 Şubat Deyince Neyi Hatırlıyoruz?

Bizler 28 Şubat derken asla ve asla unutmamamız, adeta zihinlerimize kazılması gereken başörtülü kızlarımızın alındığı ikna odalarını… İkna olmayanların üzerine okul kapılarında polis köpeklerinin sürüldüğü günleri… Bilim merkezleri olması gereken üniversiteleri kışla nizamiyesine çevrilen paşaların rektör olarak atandığı okulları… Ve “mürteci” damgasıyla rızkı kesilen binlerce memurun sessiz çığlığını hatırlıyoruz…

Milletin iradesine tankların paletleriyle iz bırakan, sivil görünümlü vesayet odaklarının attığı o zehirli manşetleri asla unutmadık ve unutmayacağız…

Batılın hiçbir ahlaki ve insani sınırının olmadığını, İslami camiaları töhmet altında bırakmak için yalan yanlış haberlerle karalama kampanyaları yürüttüklerini ve bunu her zaman yapacaklarını asla unutmayacağız…

Dersimiz Şudur:

Bir toplumun inancı ile devleti arasına örülen her duvar, aslında o devletin temellerini sarsan bir dinamittir. 28 Şubat, milletin değerleriyle kavga etmenin devlete kazandırmayacağını, aksine bizi ortak geleceğimizden kopardığını kanıtlamıştır.

Bizler geçmişin acılarını birer intikam vesilesi değil, birer ibret vesikası olarak görüyoruz. Geleceğe yürüyüşümüzde bu milletin evlatları bir daha asla kıyafetleri yüzünden aşağılanmayacak, inançları sebebiyle kamusal alanın dışına itilmeyecektir.

Sol, sosyalist, laik ve Kemalist şarlatanlara ve İslam düşmanı güruha karşı, bu milletin asli unsuru inançlı insanları olarak bizler, dinimizi vatanımızı, milletimizi ve inancımızı yılmadan usanmadan savunacağız…

İslami çalışmalarda bulunan bütün kardeşlerimiz de şunu bilmeliler ki; bu mücadele uzun soluklu bir mücadeledir. Bu mücadelede yılmadan ve yorulmadan, baskı ve zorluklara göğüs gererek yolumuza devam edeceğiz. Bizden öncekilerin başına gelenlerin bizlerin de başına geleceğini asla unutmamalıyız…

Şu üç önemli noktayı gözden kaçırmamalıyız:

Uyanık Olmalıyız: Vesayetin sadece ismi değişir, rengi değişir ama zihniyeti her fırsatta pusuda bekler.

Birliğimiz Siperimizdir: Bizim en büyük gücümüz; farklılıklarımıza rağmen “İslam ortak paydasında” birleşebilme irademizdir.

Hukuk ve Adalet: Bir daha 28 Şubatların yaşanmamasının tek teminatı, hukukun üstünlüğüne ve dinimizin, inancımızın egemenliğine olan sarsılmaz bağlılığımızdır.

 

Heyecanımız, Kararlılığımızdır!

Buradan tüm mensuplarımıza sesleniyorum: Hafızamız dipdiri, başımız dik olsun!

O gün 28 Şubat için “Bin yıl sürecek” diyenler tarihin tozlu raflarında birer ibret vesikası olarak kaldı; ancak bu milletin ezanı, vatanı ve özgürlük sevdası kıyamete kadar baki kalacaktır.

Bizler, o zor günlerin içinden sabırla, vakarla ve imanla geçerek bugünlere geldik… Bugün, yarım kalan hayallerin, çalınan yılların ve çiğnenen onurun vebalini omuzlarımızda taşıyoruz. Bu vebal, bizi daha çok çalışmaya, daha çok kenetlenmeye ve Allah’a olan inancımızı canımız pahasına korumaya mecbur kılmaktadır.

Unutmak, ihanettir. Hafıza, adaletin temelidir.

Bir daha bu milletin evlatlarının ikna odalarında onuruyla oynanmasına, tankların siyaseti dizayn etmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bizim yolumuz; milletin yolu, sesimiz mazlumun nefesidir.

28’ın tankları sadece o gün Sincan caddelerinden değil, bu milletin hayallerinin üzerinden geçti… Bunu unutmadık… Elinden kalemi alınan genç kızlarımızın üniversite kapılarının arkasında aşağılanarak çaresizliğe terk edilişlerini gördük başlarındaki örtüleriyle…

O dönem henüz yeni çıkmış gür sakallarıyla aşağılanan akademisyenlerimizin, inancı yüzünden tehdit edilen, çocukları ve hanımlarıyla korkutulan Anadolu’nun sade, alnı ak inançlı insanının onur mücadelesi, bizim bugünkü sarsılmaz duruşumuzun harcıdır…

Yeşil sermaye diye yaftalayarak, topluma korku salıp boykot etmelerini pompalanarak, iflasın eşiğine itilen mütedeyyin, inançlı insanların sermayelerine vurulan darbeyi unutmayacağız…

İslami faaliyete “irticai faaliyet” diyen; sohbet yapan insanların ve derneklerin, kolluk kuvvetleri ve Batı Çalışma Grubu tarafından yapılan tacizleri, rahatsız edilmeleri ve korkutulmaları unutmadık…

Eğer unutursak; unutulan her zulüm, tekrarlanmak için uygun bir zemin bekler.

  • İkna odalarında   iradesi   kırılmaya   çalışılan         evlatlarımızın vakarını,
  • Yasaklı kapılar önünde bekletilen annelerin sessiz duasını,
  • “Bin yıl sürecek” diyerek halkın ensesinde boza pişirenlere karşı milletin o çelikten sabrını unutmadık…

O gün millete ayar vermeye kalkanlar, bugün tarihin tozlu ve karanlık raflarında birer utanç vesikası olarak yerlerini aldılar. Ancak bu millet, her baskıdan daha güçlenerek, her engelden daha da bilenerek çıktı.

Bizim yolumuz o gün çiğnenen adaleti, devlet eliyle kurulan kumpasların adiliğini ve düzenbazlığını bozmak ve milletin iradesine sahip çıkmak ve adaleti yüceltmektir.

Yarınlara Not: Bir daha asla

Bugün burada tüm dünyaya ve vesayet özlemi çeken sosyal medya ve basın şarlatanlarına haykırıyoruz;

Bu topraklarda millet iradesini ve İslam’ın sesini kesemeyeceksiniz…

O gün post-modern darbeye çanak tutanlar; siz sanatkâr ve oda temsilcileri, TV sahipleri ve yöneticileri, zengin sermaye sahipleri hep yandaş oldunuz… Darbenin şakşaklığını yaptınız… Halka her türlü zulmü reva gördünüz.

Sizler cezalandırılmadınız; bugün demokrat ve insan hakları savunuculuğu maskelerinizin ardında, en küçük bir fırsatta tekrar inancımıza saldıran darbeci yüzünüzü gizlediğinizi biliyoruz ve bunu unutmayacağız.

Atalarımız “Su uyur düşman uyumaz.” Demişleri. Her zaman siz hainlere karşı teyakkuzdayız…

Yine de eski günlerin özlemini çekenler bilsinler ki, bu topraklarda İslami iradeyi rehin alma ve topluma gayri İslami bir hayat dayatma devri bitmiştir…

Dersimiz hafızadır; Hafıza bir toplumun bağışıklık sistemidir. 28 Şubat’ı unutmayacağız ki, bir daha kimse milletin değerlerine balyoz indirmeye cüret etmesin…

Bizi düşüncemizle, Allah’a inancımızla, tevhidi mücadelemizle, kıyafetimizle, hayat tarzımızla bölmek isteyenlere cevabımız; her zamankinden daha kenetlenmiş, daha özgür ve daha kararlı ve azimli duruşumuzdur, birliğimizdir…

Bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük miras; tankların gölgesinde değil, adaletin ve hukukun ışığında büyüyen bir iradedir, kararlı duruştur.

Değerli kardeşler; gözlerinizdeki ateşi, yüreğinizdeki o soylu öfkeyi ve geleceğe olan inancınızı asla yitirmeyin. Bizler o karanlık tünelden geçtik ve bir daha kimsenin milletimizi o karanlığa hapsetmesine izin vermeyeceğiz…

Vakit, o acılardan devşirdiğimiz güçle bu topraklarda, Anadolu coğrafyasında İslam’ı yaşama inancımızı bütün bir topluma yayma, inşa etme ve ihya etme vaktidir…

Dün susturulmak istenenlerin sesi, bugün zalimlere meydan okuyan, hakkı haykıran, zulme “dur” diyen, şer güçleri dünyada titretenlerin sesi olacaktır inşallah…

Dün kapılardan kovulanlar bugün ülkenin kanayan yaraları için derman oluyorlar… Ve bu başarı; o gün sabredenlerin, “Allah var gam yok” diyenlerin zaferidir…

28 Şubat’ı unutmadık, unutturmayacağız, susmayacağız. Sadece yılda bir kez bugünü anmakla kalmayıp o günlerin tekrar yaşanmaması için her daim uyanık olacağız…

Birliğimiz daim, irademiz kaim, azmimiz hedefimiz olsun!