İNSAN DEĞER HAREKETİ BASIN AÇIKLAMASI KUL HAKKINA, EMEĞE VE “TOPLUMSAL VİCDANA” DOKUNAN HER HAKSIZLIĞIN KARŞISINDAYIZ!

Yatırım fonları ve sermaye piyasaları etrafında gündeme gelen iddialar, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir meseledir. Milletimizin emeği, birikimi ve güveni hiçbir kimsenin çıkar hırsına kurban edilemez.

İslam’ın ölçüsü açıktır: Mal bir imtihandır; kazanç ise hukuk, emek, rıza ve ahlakla birlikte anlam kazanır. Ticaret helaldir; fakat hile, aldatma, haksız kazanç ve insanların mallarını haksız yollarla elde etmek asla meşru görülemez.

Bir insanın yıllarca biriktirdiği helal kazanç, başka bir insanın açgözlülüğüne kurban edilemez. Milletin güveni, hiçbir kimsenin şahsi servetinin hammaddesi değildir.

İnançlı görünmek yetmez; kazancın da ahlaklı olması gerekir! Toplumda İslami kimlikle tanınmak, dini söylemleri kullanmak, iktidara yakın olmak veya manevi değerlerden söz etmek, hiç kimseye bir dokunulmazlık kazandırmaz. İnanç, çıkarlarımızı korumak için kullandığımız bir örtü değil; çıkarlarımızla çatıştığında dahi bağlı kalmak zorunda olduğumuz temel ölçüdür.

Dindarlık yalnızca sözde, görünüşte ve törensel davranışlarda aranamaz. Dindarlık; yetim malına el uzatmamakta, işçinin ücretini eksiksiz ödemekte, ticarette hile yapmamakta, kamu imkânlarını şahsi menfaate dönüştürmemekte ve başkasının hakkını kendi kazancından üstün tutabilmektedir.

Yaşanan gelişmeler karşısında öfkelenmek, üzülmek ve hesap sorulmasını istemek anlaşılır bir durumdur. Ancak öfkemiz bizi peşin hükme, ayrımcılığa ve hukuksuzluğa sürüklememelidir.

Her iddia araştırılmalı, her mağduriyet ciddiye alınmalı, her sorumluluk delillerle belirlenmelidir. Ne bütün yatırımcılar suçludur ne de bütün piyasa işlemleri haksızdır. Fakat hiçbir sistem, insanların emeğini istismar edenlerin korunmasına izin vermemelidir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin.” (Nisâ, 4/29) Peygamber Efendimiz (sav) ise şöyle buyurmuştur: “Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164)

Hileyle, manipülasyonla, insanların güvenini istismar ederek veya siyasi ve ekonomik nüfuzu kötüye kullanarak kazanç sağlamak, yalnızca hukuka değil, ahlaka ve vicdana da aykırıdır.

Dindarlık, haksız kazancın örtüsü; siyaset, hesap vermemenin kalkanı; makam ve servet, hukukun üstünde olmanın gerekçesi olamaz!

İnsan ve Değer Hareketi olarak gündeme gelen iddiaların bağımsız, tarafsız ve şeffaf ölçüler içerisinde hareket eden kurullar tarafından araştırılmasıdır.

Piyasa manipülasyonu, içeriden bilgiyle haksız kazanç, güveni kötüye kullanma ve diğer hukuka aykırı işlemler somut delillerle ortaya konulduğunda, sorumluların siyasi kimliklerine, makamlarına, servetlerine ve çevrelerine bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelerini istiyoruz.

Müslüman kimliği ile tanınan kişilerin adalete, hakka, hukuka ve ahlaka aykırı davranışları sadece şahsi itibarlarını değil İslam’ın toplum nezdindeki itibarına da zarar vermekte ve yıpratmaktadır. Dinimizin asla kabul etmediği, reddettiği bu tür anlayışların İslam’a mal edilmesine kimsenin hakkı yoktur. Bu kötülüğün sonlandırılması için yöneticilerin kesin bir tavır takınmasını ve gereğini yapmalarını bekliyoruz.

Milletin alın teri, bir avuç açgözlünün servet hırsına teslim edilemez!

Emeğin, helal kazancın ve adaletin yanında; kimden gelirse gelsin haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz.

Ayrıca son günlerde davetçi şahsiyetlere yönelik gerçekleştirilen haksız gözaltı ve ithamları doğru bulmadığımızı, toplum vicdanını derinden yaraladığını ifade ederek şiddetle kınıyor, zedelenen adaletin onarılmasını talep ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İnsan Değer Hareketi